Corona Virüsü ve Kitlesel Histeri

Corona Virüsü ve Kitlesel Histeri

Corona Virüsü'nün Psikolojik Etkileri Nelerdir?

2020 yılı itibariyle Çin’de başlayarak tüm dünyaya yayılan Corona Virüsü tüm dünyayı tedirgin etmektedir. Psikolojik açıdan bakıldığında; virüsün seyrinin belirsiz oluşu, hastalığa yakalanma korkusu, karantina ihtimali ve karantina süresince yaşanabilecek olan kısıtlanma hissi kitlelerin endişesini tetikleyen faktörlerdir.

Bilinmez bir durum olduğunda, insanlar kendisini korumak ve yaşamına devam edebilmek adına olağan yaşam durumunu değiştirmektedir. Alarm durumu zihni daha çok meşgul eder, olası felaket senaryoları zihinde oluşur ve birey bunlara karşı önlemler almaya çalışır. Temel amacı olası senaryolar dahilinde de hayatta kalmaktır. Durumun toplumsal bir risk faktörü olması, bireylerin olası felaket senaryolarının yayılmasına, yayılırken çarpıtılmasına (tıpkı çocukken oynadığımız “kulaktan kulağa” oyunu gibi), önlemlerin abartılmasına ve rasyonellikten uzaklaşmasına neden olabilmektedir. Her ortamda alarm durumundan ve etkilerinden konuşulması da endişe halinin sürdürülmesinde başrolü almaktadır.

Kriz durumlarında toplumsal histeri durumlarında, meslek profesyonellerine ve mesleki örgütlerin yayınladıkları bilimsel literatüre inanmamak olayın gerçekliği dışında önlemler almaya neden olabilir. Alınan yanlış önlemler ise hastalığın yayılma ihtimali attırabilir niteliktedir. Kitlesel salgın durumlarında, dünyanın ve ülkenin profesyonellerine doğrudan kulak vermek, resmi kaynakların bilgilendirme ve önerilerine uymak son derece önemlidir. Bir resmi konuşma dinlerken, karşımızdaki konuşmacı tek bir kişi olsa da açıklanan kararların birçok meslek profesyonelince hazırlandığı hatırlanmalıdır. Unutmayın ki, hiçbir resmi görevli yanlış haber yayarak kitlesel salgını büyüten kişi olma pozisyonuna düşmek istemeyecektir.

Corona Virüsü'ne Karşı Ne Yapmalıyız?

Tüm bu durumlar içinde, kişisel endişelerimizi olabildiğinde kontrol altında tutmamız biyolojik ve ruhsal sağlığımız için de elzemdir. Süreğen endişenin vücutta kortizol salgısını arttırarak alarm durumu yaratmaktadır. Kortizolün uzun vadede bağışıklığı düşürücü etkisi bilinmektedir. Bu nedenle; durumun gerçekliğine uygun, resmi kişilerce açıklanmış bilgilerden temel alarak önlemlerimizi almak, felaket senaryolarına kapılmamak ve olumlu düşünmek gerekmektedir.