Yetişkinlik Kaygısı

Yetişkinlik Kaygısı

Genç Yetişkinlik Dönemi Nedir?

Genç yetişkinlik dönemi, Erikson’ın Psikososyal Dönem Teorisindeki 6. Dönemdir. Bu dönemde ergenlik sonrası bireyin içinde yaşadığı toplumun kabul edeceği kimliğini oluşturma aşamasıdır. Bu dönem kabaca 20’li yaşların başından yaklaşık 30’lu yaşlara kadar devam etmektedir. Dönemin özelikle ilk birkaç senesi gelecek kaygısı bakımından oldukça sıkıntılıdır. Dönemin temel korkusu, toplum tarafından kabul edilmemek ve dışlanmaktır.

Genç yetişkinlik kaygısı, kişinin kendi hayatının sorumluluğunu giydiğinde ortaya çıkan; çoğunlukla tarif edilemeyen iç sıkıntısı, anlamlandırılamayan duygularla birlikte “bir şeyler canımı sıkıyor ama tam de ne bilmiyorum” hissi uyandıran durumdur. Bu kaygı genellikle üniversite/ lise eğitiminin son yıllarında başlamakla birlikte kaygının başlangıç noktası kişinin yetişkinlik ve üretim döneminde meşgul olacağı uğraşısı konusunda karar verme çabasıdır.

Üretmek ve toplumyanlısı işler yapmak yetişkinlik kimliğinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Çoğunlukla bu üretim güdüsünü bireyler meslekleri üzerinden eyleme dökmektedirler. Akademideki teorik eğitimin günlük meslek pratiğine uymaması, genç yetişkinlikte “yetersizlik” duygusunu uyandırabilmektedir. Mesleğin ilk yıllarında yaşanması çok muhtemel olan mobbing ise genç yetişkinlik kaygısını olumsuz olarak destekleyen olguların başında gelmektedir. Mesleki, sosyal ve romantik ilişkilerde ergenlik sürecinin rollerinin ve toplumun kişiden beklentilerinin değişmesiyle birlikte kişi “adaptasyon” sorunları yaşayabilir.

Yetişkinlik Yaşantısı

Yetişkinlik yaşantısının ilk yıllarında, kişi, iyisiyle kötüsüyle kendi yaşamının direksiyonunun kendisinde olduğunu kabullenmiş ve bu bilinçle adımlarını dikkatli atması gerektiğini fark etmiştir. “Acaba mutlu olabilecek miyim”, “istediğim tam da bu mu”, “ben aslında ne istiyorum” sorularınızın yanıtlarını kendinizi tatmin edecek seviyede veremiyor olabilirsiniz.

Tam da bu noktada, yaşamın biricik oluşu, sosyal ilişkilerinizde istediğiniz duruşu gösterememeniz, hata yapma ihtimaliniz öfke, pişmanlık, umutsuzluk gibi negatif duygular hissetmenize neden olabilir. Eğer kendinize dair sorgulamalarınız artmış, duygularınızı yeterince iyi anlamlandıramıyorsanız ve yukarıdaki sebeplerle kısmen durumunuzu açıklayabiliyorsanız durup kendinizle ilgili düşünme vaktiniz gelmiş demektir. Özellikle vicdan muhasebenize eşlik eden, sık alkol kullanımı, öfke, depresyon, yoğun kaygı varsa durumun aciliyietini yeniden değerlendirmenizde fayda olacaktır. Anlamlandıramadığınız duygularınızı bir uzman desteğiyle anlamlandırmanız, içinde bulunduğunuz kritik dönemde kendinizi tanımanız, olası kronik ruh sağlığı problemlerinin önüne geçmenize ve seçeneklerinizi iyi değerlendirmenize yardımcı olacaktır.